sosyomat.com

  1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

R u Talkin' 2 me ?!!

9 kişi kendisini tutuyor, 1 arkadaşı var.



Space MonKeys..

1 arkadaşı var.
  1. vurdumduyar

    tuttumvurdumduyar


Write me 2 times... rss kaynağı

Im goin away!!

Şehirde melek,evinde şair,Başka vücutlarla şüpheci olmaktan yana tercihim...Dekoru boşaltılmış bi sahnede ,tek kişilik bi oyun için oyunculuktan fazlası gerekir... ...kapı çaldığında ilk sen kalkarsın ve ardından yüzünde silik bi gülmsemeyle örtersin salon kapısını..nede gürültü yapıyoruz ama..o gelmiştir.,oysa aklındaki yıllar süren prova bu sahneye ait te değil ..zaten vazgeçilmiş ...saçma ama kararlı davranırsın,gider...!,odana gidip pastanın mumlarını yerleştirirsin büyük bi sıkıntıyla..gitti!!ve salon .. mutlu yıllar sewgilim! kimse sormaz kapıdakini.. geri dön..elinde pasta salonun kapısı önünde yaşadığın 1kaç saniyeden bahsediyorum ..yüzünde vadiler açan şu durgunluk.. *Tüm eşyalarını toplayıp bir zaman ev dediğin yerde oturup ..ki genellikle mutfakta yada benim gibi tekrar eden bi hayatı sürüyorsan ..en çok eko alan odada..bi sigara ve tek kullanımlık kahve,,ilk gözünün daldığı andan ..dudaklarını 'zaman geldi 'anlamında kendi içine büktüğün ana kadar geçen süre... *leylekler tarafından getirilmişcesine alabildiğine savruk..ve bu saydığım anları sürekli yüzünde taşıyan,keder ve kader arasında tek harften fazlası yoktur der.....Tutkuları bir kasnağın üzerinde..Bir gün külleri,kül gibi kokacak..O zaman bebekler akılda kalmış küçük kelimeler gibi..Elini yüzüme daldır..Kabaca kurcala karmaşayı..Soğuk,kapanmayan bir kesik;yeni koltuk takımının kokusu;mutfakta bulduğun bir kedi...Bildiğin ama beklemediğin..Sahip olmak,günleri birbirine yapıştırabileceğin yegane yapıştırıcı..Ait olmaksa bir sabah içinde biyerlerde bulduğun,hastalık kuşkusu yaratan yerini tarif edemediğin sızı..Bir sızıyı rastgele savurup yapıştırdığın zaman birimleri için bir kolaj diyebilirmisin?..Yol almak ister,uzakları da bilmek..inanılmaz dedirtmek ama İnanılmak..Perdesiz bir ses gibi sevişir,kromatik düşünür..Her bir yalan için bir diğerine kadanslar yaratır..Çamur gibidir...Hem su dur..Hem toprak kokar...

thesoap   01 Aralık 2009 18:01  

~ BoheMiAn RhapSody ~ aç kalmakla,çıldırmak arasında paraleller var...
KENDİNE GEL OLM! dedim...adıyla çağıracak kadar samimiyiz artık 'kış'la..pis !güneş.parlak güneş...ne dediğini bilmeyen adamların FA anahtarlı yollarınıçalışıyorum mewsim başı..aynayı geceye ters tutuyorum yaani hala.....kağıt kolleksiyonu yapacak yaşta değilim ama bir yandanda para biriktirmeliyimhani..ki etlensin bu orman ..terlemekten başka bişey de gelmiyor ne elimden nevücudumdan..cafe işte burası ya..yanımdaki çocuk 58 enerjim var dedikulağımıniçine ..hoppalaa nerden çıktı ki şimdi bu !??! uykunun karnesi yine kırıkdolu,kaldık bu kış'ta ....şimdi... balık etine bir orman elimde 1 demet nota;bonus arıyorum ve 58 enerjim kalmış ......bildiğim bişey:bir kasam olsaydıtablonun arkasına saklamazdım bu kenewir soğuklarında ...confutatis:..belli belirsiz mor bir sıvı heryanımızda;.belimizden hemenaşağı..birkaç kişiyiz ,elimden düşürdüğüm enstrümanla başladı herşey..öncesıvıdalgalandı herbirimizin üzerine defalarca..çok yavaş.çok daha..dibe vurduses...portakal bahçeleri(dies Irae)..birbirimize fısıldıyoruz ,kendimizduyalımdiye.'Çünkü insan kendisini kapattı, ta ki tüm şeyleri mağarasındaki darçatlaklardan görene dek'.Çünkü bu nedenle kızgın kılıçlı keruba yaşamağacınınbaşında tuttuğu nöbeti bırakması emredilecek: ve bunu yaptığında tümyaratılışyanacak ...(''Bayılıyorlar oturup dinlemeye şarkılarımı,Sonra, gülerek,eğleniyorlar benimle, ve oynuyorlar; Sonra çekip uzatıyorlar altın kanadımıVeözgürlüğümü yitirişimle alay ediyorlar''Bana saçlarım için zambaklargösterdiler.Ve utangaç güller alnım için.Beni güzel bahçelerindegezdirdiler.Büyüdüğü yerlerde tüm parlak zevklerinin''( W.B ) )
buraları bilirsin Deniz kokulu taşlardöşenmişyollara, yorumu gökyüzüne bırakılmış uçurtmalı yerler..sanırım imkansızızartıkdünya başka bir yer olana dek(M.M)....işte bu bitkiyi büyütüyorum ,şarkılarsöylüyorum ona gün aşırı.zararsızca kırıp yapraklarını ateşe veriyorum.oiçimikeşfederken,başka yerlerde 'ol'uyorum.yok 'ta bir oluş diyorum..hiç olmamakolamazdı asla değillemeden kendini..yükseldikçe sizi görüyorum.belinize dekmorsularda...sesi kıran yerde..yüzümdeki siyah su birikintileri..magmadansogumuşşimdi..göz olmuşlar..siz morları yararak .zorlanarak.nefessizsıkıntılardasınız...belliki bu taraklarda(gözyaşı)beziniz yok...varsınolmasın..... VARsın! olmalısın! ...uzakta olsam....uzakta olsa.. uzak ta olsa...haklı olmak elime yüzüme bulaştı!içki yok.sigara yok. ne fena bi sarhoşlukbu..dokunduğum heryerde parmak izlerimin pürüzleri var,..her nefes alışımdaannem ağlıyor sanki..saçlarımı özlüyorum bazen,..ağır seyreden bi hastalıkvariçimde,beni seyrediyor..bak insanlara sararmış koltuk altları,nasıldakokuyorlar.şimdi bana kendinianlatsan yaşadığın kadar sürmezmi konuşman
büyük bi cigara içtiler..gerisini'zatenhatırlamıyorum'du!..annesi onu bağırırken gördü telefonda.. vs. vs.vs....bilinsede olur artık bilinmesede..puatiyeli ciğerlerini midüşünsün?sürekli kanayan yerlerinimi..gerçek bu kadar.görünen ..aslı mı?!...yanyatmış 1 gemi cesetinde overtür sayfaları asılıydı gelişi güzel,kaptanköşkünedoğru ince paslı bir yol.3 yanda kadınlar alkışlıyor yol boyunca kimisiçıplakkimisi hiç giyinmemiş..insanlar birbirlerine rakamlar fısıldadı tümgece..kodalar..her rakam 1 nota her nota bir harf .gruplar cümleler.küçüklickler .. kapalı mekanlar piano sonatları..mutlu hızlı küçük birmelodi.majör..daha hızlı daha hızlı..ludwig penny i kaybetmiş çılgın gibiarıyor. heryeri aynı anda görmeye çalışan bir böcek gibi..güldürdü beni..aynıodadaydık sanki .ben pianonun başına oturdu!m .. şimdi sırasımı . der gibi baktı bi ara 2 büklüm ..ben hızlandıkçapennykayboldu .. Ama her zaman söylerim, çalıp ta, düşlediklerimin ne kadarınıçalabildiğimi görmektense, 'bir gün çaldığımda nasıl müthiş bir şey olacakkimbilir! ' diyerek kendimi geleceğe ertelemem daha heyecan verici...benimalamadığım heyecanları vaadediyor Ludwig..şaşırmalıyım 1 kez olsun..terliyorumhiç durmadan..o kadar korkuyorum ki ellerim kontrolümde değil ama hiçşaşırmıyorlar..akıp gidiyor gibi .. 14 28 20 21 41..14 24 24 2041.........dur!...şşşş....anladım diyemem artık ..anlamaya başlıyorumbelki...sesler geçemediğim kapılar .. yüzüme çerpıyorlar...sarhoşumbelki..arısürüleri gibi geçiyorlar etrafımdan...çaldığımda yine onlarbeğenmeyecekmi?..soğuk arka camına yapışınca arabanın ,küçüldügitgide.git.gide.100 lerce bedeni aynı anda parçalayıp içlerindengeçmek..bunuhiç önemsememek..sırsıklam olmak istediğimi sustum...altı üstü 1overtür...birmelodi sadece..borderline dedi bu kez !beyaz önlük ...belli etmedikçe .bilinmiyor belirsizlik...ludwig'le victoryen kadınlarını kıskandırır olduk 7/24 .birşeylerin ense kökümde küçüldüğünü biliyorum.ne dönüyorum neduruyorlar.denemeye doymuyor tanrının duyarsız histerisi doğamı..kadının birbacağı yalnızca doğa.tanrı!....biliyorum herşeyi çektim önümden yüzüne karşıyürüyorum.parladıkça nefret,gözkapaklarını aralıyor .kıpırdanıyor huysuzetçiller gibi.kadının bir bacağı yalnızca cosmos.her gece 1yerlerdeparıldıyorsesim.koca küflü,umursamaz bedeni sökülüyor yerinden.sevişmek.ağlamak.busaçmahisteri.bu hayvansı şehvet.yasakladığı herşeyi götürüyorum ona.tanrınıngözleriparıldıyor her notada.kendini görmek için yarattığı bedende iştahı kabarıyorağır gücünün......Parlak renkleri kendilerini çekiyor ilkel formların .'kolları olmayan rüyalarım var!'-anason yapraklarını parçaladığım soğuk rüyalarım.bileklerini kesmek, yada enyakın arkadaşlarını parçalama arzusu gibi yabancıl hissettirenrüyalarım.aslabestelenemez sözleri kulağıma fısıldayan(çığlık atan) kadınlargördüğüm,kendimisupermarketlerin raflarında saçma sapan aburcuburların arasında heryanımuyuşurken gördüğüm rüyalarım.içkiyi dudaklarımla yorduğum,nefesimlekirlettiğimve her defasında sewmeye çalışmak için çabaladığım bir şehirde uykuyadaldığımrüyalarım.''* Zarif delilik ağaçlarının yapraklarını döküp meyve verdiğinisanmasını seyrederken sarhoş olduğum rüyalarım^^ .(in)...beni acıtsam .ne kadarımız acır buna?ve nekadar acır?.. ..sanırımartıkuyanmaktan vazgeçmeliyim ... kötü bi alışkanlık...caddeyi boydanbuya görüyorum,almanca bişiler mırıldanıyor 3 beş kişi.sanki 2sini farklırenklerle boyamış tanrı.ve güneş,i üzerlerine salmış baştan aşağı.koparıpsaklamaktan öte bir böceğin gözüyle görmek gibi çiçekleri,eski sewgilinibaşkabir tende görmek belki....yanlarından geçiyor ben,sandalyelerle ayırtedemiyorumzemini.ayçiçeği tarlaları düşleyen kadın!!yapış yapış birkaç cümlesi varağzındaüzerime bulaşıyor sadece geçerken.kaçak gözleri var hala ,beni kovalıyorardındakilerin önüsıra.sıyrılmalı!taşıtlar yağmur tanelerigibi,toparlayamıyorum,açıldıkça parçalanıyor önüm.......(bir bahçeylebaşlıyorkatil,en basite indirgemeli bilgiyi.çiçekler küçülüp renkleriyiterken,korumalıkendi bütünlüğünü.çıplak elle öldürmekten yana katil.)masal!diyor katil.inceboynunu bedeninden ayırmakla sahiplenme!kurbanını!SU gibi değilmi acı.!.tüm eşya sarhoş olmamdan yana.katilidinliyorum,içimde geziyor elleri,ben hapsettiğimi düşündükçe,o hiç çıkmakistemiyor belki..........beni dinliyor katil! içinde geziyor ellerim ,aynadabengibi,bana benziyor sesi.kapattığı yerden izliyorum onu dokunurken.kadınınomuzunun üzerinden gülümsüyor,.......... 'Ne war aynada?' ' nedenbakıyorsun?'..... hiiç dedim . hiç ... bi an gözüm dalmış ...(bir an) .. Tanrıvebayıfarelere vermiş,sadakati insanlara demişim,1kaç sene önce.. sadece TAŞIYORfareler..vebayı.diyor ki katil.'öldüğünde ilk fare vebadan,geri vereceğimsanasadakati'....içimizde hastalık,ve kendi katilin olmak için,,bekliyor........Yer'yüzünden'kaynaklanıyor tüm göçmenliğim.Toprağın bile kabul etmediğibaşka bir hayvan kaldımı ki gezegende..Bu bir tarot..:Şehri yaşamayalı çok zamanolmuş,Kanunları çiğnemek doğuştan gelen bir arzu sanki. 'KULE' nitelikliolduğuma karar verilmiş oysa kimse sormadı bana.' MÜNZEVİ' caddeyisindiriyorum yeni vücudumda,Kadınların auralarını parçalamayalı ,zayıflamışalaycılığım.'ŞEYTAN' bütünü primat güruh taklitleri,Komik olduğu bilesöylenebilir.Acımı azaltmak için dostlarımın sözleri kanımda sıvıafyon,Kabul etmiyorum.Bekleyeni görebiliyorum artık.' İMPARATORİÇE' Kırılanbir belkemiğinin acısını hissedebiliyorum,Bu beni zaten men ederinsanlıktan.Sessizce kokluyorum havayı,herkes orda tek tek biliyorumyerlerini,Heyecanlı olanlar biraz daha net.Yalnızca gerçeğe ait acıyı kabuletmeli;Ki olmayan açıkta gözlerimizin önünde kalsın.Acımasızlığımızlabirbirlerini parçalasınlar...Beklenmediğimi biliyorum..Canı cehenneme zatenşehrin yumuşak yüzeyinde derin kesikler atacağım biliniyor.Kim kaçırabilirkivarlığını ..Her mozaik kendi içinde birden fazla bütünün eritilmesi vedönüşümüdür.Yüzlerimden birisi biraz daha yaşlı gibiydi bu sabah.Sanırımasıl olandı.Bana 'geç değil 'dedi....Dikkat et kendine , var olduğun sürece.Tanrı biraz duyarsızdır,Belki sende biraz halsiz.Tanrı ve sen birbirinizikaybetseniz bile, Ben seni bulurum ...Görüşmek üzere 'İTİDAL' ...And the rain fell like pearls on the leaves of the flowersLeaving brown, muddy clay where the earth had been dry.And deep in the trench he waited for hours,As he held to his rifle and prayed not to die. *Sanki beni kovalıyor bu şarkı..2 aralıkta Mersindeyim ..Yağmur durmuyor...Ellerimi cebime sokmaktan daha sıcak hiçbişey kalmamış gibi ..Yükselip,düşmenin matematiğine şartlanmış olucam ki,7 cücelerimide kaybedipduruyorum.İçim hava almaya başladı sanırım bozulmakta.Zaten pis bi kokugeliyor bi zamandır içeriden...Endişelenmek,Yada günlük yaratılardan bukadar yalıtılmışken,kendini bulabileceğin yere en yakın en yüksek noktadanbırakmamak için kaç sebep sayabilir insan.Belki düşene dek serinleriçim.Dayanıklılığın sınırında kendi şakalarıma ağlayacak durumdayım ..Birkupa kahveye tüm tecrübemi değişirdim aslında,Binlerce kupaya binlercesaçmalık değişerek edindiğim gereksiz bilgi yığınlarımı yaani..Özgürlüğünbir kokusu var,Ben hariç heryerden sızıyor üzerime...Yeryüzü beni yutsun kidiye ..söze başlayan çingeneleri özledim,cep kanyağımı..Söze istediğim yerdegirip,İstediğim yerde kesmeyi müziği,Minörlerin arasında ordan orayaçarpıyorum saçma sapan .7 adım 9 adım ...Aldığın yaranın iyileşincebırakacağı izi düşünmek gibidir günler kendine aitsen .Oysa kanı durdurmakkaygısı ,kendini gizleyecek kadar ,en azından ılık bir girinti bulamamak,süperİD .... Yağmuru tuzlu bulacak kadar tad kalmaması dudaklarında...Vekelimelerin milyonlarca öncesi ve sonrası içinde çözünecek sesler olmasıgerçeğini kabul etme zorunluluğu...Kendinden sıkılan sürüngenlergibi...Belkide yalnızca hava kapalıdır biraz.Yada sabah bişey yememenin mideyanmaları dimi.*...hiçbir aşk ve macera tanrısıyola çıktığı gibi dönmez geriye...* Gece. Zaman ihtilali..Odam yaralı hayvan demiş ya,şu Kendine sıkışıp kalmış kadın...Milyonlarcacümle kurdum uzun zaman belki ,Aç kaldığımda 1. sınıf bir yemek masasıolmasa bile ,en azından bi topkek kadar işlevsellerdi ...Hiçbir kelime'beni neden yazıyorsun' demedi..Oysa ben herbiri için kendimce bir sebepbulmak yükümlülüğünde hissediyorum kendimi,velhasıl günlerinrutinleştikçe,heryanını uyuşturan şu tarifsiz sızısıda aynı denklemde gizlisanırım.Tanıdığım tüm yüzler ,aklımda isimlerinin yanına 'yokum' diye notdüşmüşler bu sabah,her bir kar tanesi yeryüzüne birikmiş birbirlerininüzerine çıkmaya çalışıyorlar ,dizlerime sarılmak için,Uzun zamandırgörmedikleri babalarını karşılayan çocuklar gibiler.Chopin hayatımıkurtarmasada,Kurtarabildiklerime güzel bir fon..Şu eski çin'in 1000 kesikliölümü gibi..1000 inci kesikte öleceğini bilirse insan ,bu diğer 999 ununacısını silermi akıldan,Bana oyalanıyormuşum gibi geliyor..Kar dan sonrasıdavar,Şarkıdan sonrasıda..Ama chopin böyle düşünseydi şarkı olmazdı ki...Hangikar tanesi demiş ki şimdiye dek ,nası olsa bidaha yağarım,Daha öncedeyağmıştım ..İnsanların şu çocuksu çokbilmişliği canımı sıkıyor.. Önemlikılan ilk yada son olmasımı,Bu mu yani şu tarih boyu gezegenin kaderinemalolan tutku dedikleri acaiplik.Neden o zaman tutmuyorlar nefeslerinidoğduklarında,Sonuncusunu verirken bırakırlar , hem bikaç özenli kelimeyidebi araya getirdilermi ,bak sen ihtişama..Her sabah ne kadar ucundauyandıklarını nasıl göremezler kendilerinin...Kar her yeri örttü,Ordan orayakoşuyorlar,Dışarı çıkıp bak istersen 2 şey arıyorlar 'ilk yada son ' Şekereüşüşmüş sinekler gibiler..Keza hemcinslerimi bu derece aşağılarken kendimidedahil etmiyor değilim...Bi sigara daha yakiim hem ,Ne ilk nede sonsigaram,Ama zevk almama engel de değil..Laf kalabalığı yapıyorum aslında,bir yıldır yokum hiçkimsenin aynasında,Aynamın omuzu boş.Canım sıkılmış yinebişeye belli,Kendime hiç söylemem ama ,pek muhabbetimiz yok.Sökülmüş bi dişgibi son 1 sene..Bir pikabın kasasına ters oturmuş,Gözlerini yalnızca bir anaçıp geri yummuş çocuk,Hey demiş dostlarım ileride bana elsallıyorlar..İleride!...Gelmedikmi daha!Çocuk işte... .. . .. .. Duvarlarınbirbirlriyle birleştiği yerlere bile hayranlıkla bakmak varmış hayatta ,Buderece ruhsuzken,Suyun katı hali ıslatırdı anca beni...Çocuklar dizlerimdekalmış hala,Eriyip gidiyorlar ilgisizliğimden belki,belki çok sıcakmekan.Belkide haklısın,Çok mor bir entari gerilmiş içimize.Ne kadar daedilgeniz,Sıkılıyoruz ,üzülüyoruz,Seviliyoruz,Deliriyoruz :)))) ..Kendimin sevgilisi oldum bu gün,Hani şu zırt pırt kavga edipte akşamyatağına uzanınca seviyoruz ki kavga ediyoruz diyen salak cinsinden..Bişişe kanyak alıp ,bi parka oturalım mı kemal ,mmm olur ..Dünya bu akşamne romantik batıyo di mii ..!! *insanların büyük çoğunluğu yüzmesini öğrenmeden yüzmek istemez. yüzmekistememeleri doğal, çünkü karada yaşamak için dünyaya gelmişler; suda değil.ve düşünmek istememeleri de doğal, çünkü yaşamak için yaratılmışlar;düşünmek için değil! evet, kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temeluğraş yaparsa bundan ileri bir noktaya ulaşabilir. ne var ki, karayla suyudeğiş tokuş etmiştir. böyle biri bir gün gelip suda boğulur* H... Yalanımızın mayası tutarsa ,bütün kaldırımlar meyhane değil mi ?!...hırçın ve kendini mahvedici bir hakikat ve aşk üzerine olmasa bile,yaklaşıkduygular adına acı çekme yeteneğini karakteristiğinde barındıran her bireyiçin....,Sessiz kalmak oyununun her perdesini ezbere bilmesemde ,tek görüştehatırlatılırım tüm repliklerine.ZAMAN: Yeryüzüne bu denli sağlam basarsa ayakların aradığın da ,senin kadarhızlı kaçar senden,Oysa biraz yukarıdan seyretmek,Altından akıp gitmesigezegenin,ayağına getirecektir kalabalığın içinde dikkat çekmeyeni,..MEKAN: ki saplantıların en sızılı yeri..İşte burda güdülerinle cesaretiniaynı anda kullanabilmek sana zamanı kazandırırdı oysa..Küçük düşmeyi gözealarak açılır her bir kanadın....Yalnız uyanmakla yalnız kalmıyor insan..Bi zaman ,bir hastalık sonrası gibi,yalnız uyuyamayışlarımda farkettim.Benim kendime ait bir kokum yok ki..Sırf bunu örtbas etmek için,Bir hayvanınkendiliğinden buluşu gibi dereyatağını,Vücut sıvılarını kokluyoruminsanların,Bir silüet gibi ..yerleşiyorum bir başkasının gölgesiiçine..Kendimi herbir talihsiz ruhun içinde eritip yoketmeye çalışan,Huzurarayan bir ölümsüz gibi,Bir ölümsüz kadar ölgün..Oysa sinek kağıdıkarakterinde bir bukalemunun,Herbirinin yaşama gücünü,İnanmaya hazırinançsızlıklarını içlerinden emdiğimi bilerek.Düşerken yarattığımkanatlarımı açmalı,Sırtını parçalayarak,büyümeleriniseyretmek.Bekleyerek..Yükselmeli,Arındığını anladığında ,..ne kadarsessiz..Şimdi doğayı kokluyorum.Biliyorum Alışkanlık,Ahlak,ve korkunun nedenli saçma,Heryanımıza sürülmüş bir pislik olduğunu ,bizibirbirimizden,dahası kendimizden ne kadar uzakta tutmayaçalıştığını...Önceleri ılık bir melodi sandığım 'Moonlight ! piano sonatınınne denli hayvani,Ölümsüz, Bir romantizmi anlattığını ,Acının zevki üzerine,Binlerce notadan örülen renksiz giysileri,Dokunuşu...Zamanın her birparçamızı kemiklerimizden sıyırır gibi alıp götürdüğünü..Bağıramadığım herbir sesin ,sonsuza dek içimde yankılanıp duracağını...Oysa ne kadar kolay,bir sigara daha yakıp,Bak Bak yine neler düşünmüşüm ben deyip,Adisyonlabirlikte kasaya doğru yürüdüğümde ,Kötü bir rüyadan uyanmış gibi kabul etmekkendimi... İçinedüştüğüm herneyse,Onunla içiçe olmayı da öğrendim..Bir sürüngen kadarhuzurluyum... Yakınım..En hızlı gecede bile ;var mı ki kalp'ten daha hakim ritm?!..Doğu mitolojisini gövdeye indirdiğim vakit,gece ye çıktım..sarhoşum en kabatabirle..Bilindik görüntüler belki yamar belleğimi..İsminde 'sin' olanşehrimin when the music's over iş dönüşlerini hatırlattı..Fahişelerin,torbacıların ,elektrik direklerinden daha fazla olması negarip..Bi kaç dize takılmış aklıma .. çocuk parklarını gezme çabası işte:çek silahını dedim baba.vur gözlerimi aglayan yerlerinden.Yüzüm ıslak bir kaldırım gibi bababas geç bir akşam gibi*'şehirde 'T' harfini arayan yaşlı,imgelem düşkünü bir köpek gibi içim..İçimdaha çok seçenek sun..dedi..Başedebilirim açlığımın engeliyle çevreleniphapsolmaya..Saraylı bir günah ..Masumiyetini yitirdiği yerde etrafını taşlarla çeviren münzeviyi düşündüm bisüre..Gölgene basıp düşme dedim..Ne zaman kendi içime eğilip baksam,yükseklik korkum depreşir* alıntı bir zaman sürmeli bir süre..Yeryüzü ve gökyüzü bir çingene masalından öte değil ki.!..Birkez kaybetmekle kurtulamadığım bi hikaye şehir..Savaş alanı gibiydim sabah,Espresso iyi gelir yada jamaican bluemountain..bazen o kadar ısıtıyor ki ortalığı kararsızlığım, her duygu eskibir gömlek,giyinemiyorsun aynı anda hepsini..Oysa sadece kahve içmekistediğimi sanıyordum..ama bilirsin bir mektubu yollamadan bir kez dahaokursun mutlaka,Yazıldığı zamanı sündürüp inceltirsin illa....Hayatımıkoyacak bi zarfım olsa bile,Bu tekerrür yüzünden varamayacak adresinebelkide hiç..Mmm . buna bi espresso daha içilir bak..İlginç mekan..duvarlaratablolar asmışlar bissürü.. bi tanesi öldü ölecekk. That's my last Duchesspainted on the wall,Looking as if she were alive. I call That piece awonder.. :) robert browning di sanırım dimi ..Kısa L&M de kalmamışbakkalda ..Şans işte ,oysa uzun olanı aradığında da hep kısa olanlararastlıyorum..Sanırım bu gün kendime daha başka espri yapmamalıyım .. ve bir çok bilmecesi var:..Şöyle diyor:bir boşşişelere dayanamıyorum,bide dolu olanlara... Aslında çok şey söylüyor..belkide sevdiğinden anagramları..Belki bide tersten okumakgerekiyor..Çünki biliyor ki siyahı saklayabileceğin en güvenli kutu BEYAZ dır... .(KaFaM karIştı )

thesoap   01 Aralık 2009 17:56  

Geleceğe dair düşünebildiğimiz her ayrıntı ,sanki geçmişte yaşanmış,aklımızda kalanlar gibi..bu evrim kısır dönüyor ...seni milyonlarca yıl önce de gördüm,milyonlarcası sonrada caddeden yanyana,karşıdan karşıya geçme ihtimalimiz var..Hepinizi yaşadım! sanırım ..Bi an sokaktaki herkes yanımdan geçerken selamlamaya başlarsa!!öylesine gülümseyenler,başını hafifçe öne eğip kaşlarının arkasına saklananlar,herseferinde ısrarla elini mıncıklayıp tüm suratını tarar gibi bakanlar...bu yüzden arada bi ölmek zorundayız sanırım .. Tüm gün iyi filmler seyredip kötü eleştiriler yaratıyorum kendimce,..Üşütmekten çok öldürmeye yönelik bi soğuk bu,denize nazır biletimi cebime koyup,eşyamı firmada bırakıp 2 tane irish almond yuvarladım bile..Burada oturmuş OBsesif kompulsif bozulmalarıma farklı isimler takmaya çalışıyorum ki çağırmak kolay olsun..'Write to fail' !bi düşüneli m : İşçi arılar ayrılabilir, Hatta erkek arılar bile uçup gidebilir.Kraliçe arı onların kölesidir...paçalarımın birbirine sürtünmesi,botlarımın topukları belliki yere döşenmiş altı zayıf parkeler..,.Burada ne aramıyorum..Ne işim yok benim burda? Cevap yok(sa) eylem vardır.. gökyüzünden yere düşmüş boya kutusu gibi kafam,birileri aklıma gelen her kelimenin ucundan tutmuş esneyip duruyor ışık ,fikir,koku...Tanrı bizi tam ve mükemmel olmaktan koruduğu sürece varolma ihtimalini taze tutar,benden çok zevk alıyor olmalı..Şu popüler çocuk oyunları gibiyim birşey taşımak için ,bişeylere biyerlerde bırakmalıyım,bıraktığım yeri aklımda tutarken elimdekini kullanmayı öğrenmeli ,bıraktığımın güvenliğini sağlamalı ve tüm bunları sadece ben mi bilmeliyim içimde..Dağıldım..Kırık kültablalarına belki milyonlarca kez vurulmuştur sigara,donanım fakiri sosyo-aşkıyla tartışan yüzünden öte hacimsiz aptal kadın tavrıyla..Her vurduğumda biraz daha çatırdıyor kulak versem..Ayılmaya başladığım sıralar hep aynı şeyi düşünüyorum,etrafımda tanımadığım ama bildiğim birileri var,Bu ben ve kutsal sniper ım arasında olmalı..Tüm pozlarımı,en iyilerini,ona saklarım rüzgardan bir aşağı,bir yukarı salınan hedefinde bana sahip olmanın güveninde beni yok etmenin hazzına varadurur,Kadınlar ne çok şey almış tanrıdan..

thesoap   27 Kasım 2009 20:21  

...Ruh olmalısın!! Hayalet değil! ...Bir hayatın var:herşeye sahipsin...(birisiyle konuşuyordu...Ama kimse yok..) ... Huysuz kadınlar gibi şu sıcak ;uyutmadı..Pygmalion u düşündüm fildişine hayat veren kişiye duyduğum nefret+espresso...ne kahvaltı ama..Hep aynı soru :alıntımı bunlar?..Hayır ruhum boşlukta anlam kazanmayı beklerken tanrı bana latin alfabesi öğretirdi..peh!!!verinti bunlar..Alırsan.. ( Ukalalığım rahatsız etmiş olacak ki gözlerini çıkarıp önündeki su bardağına fırlattı..İsteksiz..)mmm (dedi) 'Komik.! Bu gezegen boyunda bir çöreğin üzerine bir zeytin koysam...Zeytinli çörek derler..az sonra uyanıp dışarı çıkacaklar..(gürültülü bi fırt daha)..neyse ..dedim.. 'bensabahı görebilecekleri bi yere koyarım kalkarken ..(güldük)...ne garip!insanlar:gideceğin yere giderken sıkılmayasın diye ,önüne atılmış günü geçmiş resimli dergiler gibi......'' giyotin öldürmez kimseyi ''dedim..:ipi çeken cellat,emri veren kral,onu doğuran bir kadın ve herşeyi yaratan tanrı :).. bence komik olan aşığının kesik başı kucağında,tanrıya dua eden kadın.....Tanrı ve kadın ortaktır gezegenin kaderi üzerinde;yaratmak ve yok etmek hakkında...şikayetçimisin....GöZLERİ İÇİNE DÜŞMÜŞ KUKLA...Aldığım kadarından sorumlu tutulduğum sürece,sorumsuz bi şekilde serbest bırakılabilmeliyim!EN azından ..?neyse...şehirden ayrıldığımı biliyormusun..mmm.. evet başka biryere yerleşiyorum..Bu kış kar bahçelerinde,su kadar sert zaman!..hey.. belki çok dönerse başım ,sıcağın etrafında;kendi mevsimlerini yaratır...mm.. yüzümün aydınlık yerinde yazz..güldüm! sanki ondan yansımışçasına yüzüm;belli belirsiz kıvrıldı dudağı ..: asidi kaçmış kola gibisin :P!!.../İkiye bölüp aklımı...Tam ortasına bakıyorum yüzünün..Gözlerinin olduğuınu bildiğim yere..Bir böceği ısırır gibi duran yüzüne..Unutuşunu izliyorum bildiğine güvendiğin herşeyi.../ne diyordum ..gitmem gerek ..an kara ...evet..

thesoap   27 Kasım 2009 20:18  

Gecenin üçbuçuğunda sigara alacak biryer bulmak neden zor?Binlerce yıl oldu ama karanlığa ne zaman atboku muamelesi yapılmaktan vazgeçilecek.İngilizler ikiyüzyıl önce ‘’24 saat dilimi vardır’’ dediğinde,o kadar hızlı benimsediniz ki,tüm insanlık,insanlığın ve zekasının gelecek vaadettiği konusunda hemfikirdi (olmasa ne olacaksa sanki!?).. Kutsal bir adamın yarattığı ışıl ışıl evrende,karanlıktan kaçışınızın zavallı sebebi nedir?.Sözünü ettiğimiz şey,tamamı karanlık olan evrende,halıdaki toz’dan hallice olmayan bir element bahçesinde,kendi seçilimin doğrultusunda zayıflayan gece avcılığı yeteneğinin ve buna bağlı .ike .ike gelişen sığınmak,korunmak,hava atmak vb. ihtiyaçların haksız tembelliği ve sinsi utancını bir kompleks haline getirip,şu zamana kadar uzatmamız.Ne yani bu yüzden mi sigarasız kaldım.!! Kendine yabancılaşmak henüz yasal olarak yasaklanmadığı için şanslıyım.Ergenlik dönemini heavy metal le techno arasında,ekmek arası döner yeyip,pil bitmesin diye kasetleri kaleme takıp çevirmek gibi insan zekasının ve alet yapabilme yeteneğinin doruklara ulaştığı eylemlerle geçirmiş olan birisi için bile şu sıralar gündüz hayatı bir hayli zor. Bu akşamüstü,tam da americanomla ellerimi ısıtıyordum ki yan masadaki bir gurup insan ses hayatıma girdiler.Gerçek ve gerçek olmayan üzerine derin bir muhabbet bu.O kadar derin ki,amuda kalkarsanız eğer boğulup ölebilirsiniz…
’’Mantıksız buluyorum’’ derken bile,çoğunun gözlerinde aynı ışığı görebilirsiniz,sözünü ettiğim şey,bay ve bayan mantıklı’ların ,dünya dışı yaşam hakkındaki fikirleri.Ya bir film çıkışı yada geyiğin derinlilerine batmış bir akşam sohbeti…Bu sıralar bu ve yaklaşık fikirler best seller,hemde neredeyse her sektörde..Bana kalırsa tamamı,baskın ve fazla feodal herhangi bir tektanrılı dinin altında geçirilmiş bir çocukluk,çok karışık değiliz..Herzaman bir seçilmiş vardır,olmalıdır.O;özel ve farklıdır ve biz onu takip eder ona sığınırız,tıpkı hristiyanların kendilerine’Tanrının koyunu’ demeleri gibi.Bu elinize bir kamçı alıp,kendi sırtınızı dövmenin sözel yoludur.Kimsenin amaçladığı iç dünyaya ne yoldan ulaşmaya çabaladığı beni ilgilendirmez ama yine aynı inanışa mensup bireylerden oluşan psikiyatri ve benzeri birçok branşta bu davranış şekli ‘hastalık’ olarak tanımlanır.Bizim kendimize ve kendimizin bize bir faydası yoktur,kendisine ve bize faydalı olanın karşısında bir saygı gösterisidir bu.İşte bu aralar etrafımızı saran tüm bu insanüstü varlık ve dünya dışı yaşam öykülerinin sebebi bu.Hiçkimse kendinde veya tanıdığı veya tanışabileceği hiçkimsede içinde bulunduğunu hissettiği durumdan kendisini kurtarabilecek gücü görmüyor,e tanrı da neredeyse 1500 senedir bu birime kimseyi atamadı.Bu kahraman arayışı en başından yanlış bir eylemken, zaten yanılmakta olan birey aslında ihtiyacı olmayan kahramanı artık bulamayacağına da inanmaya başlıyor.Hiç yavrusu ölen bir hayvan gördünüzmü. Duyuları ona kesinlikle içinde yaşam olmadığını söylediği ve hayatında duyularından başka hiçbirşey olmadığı söylenen hayvanın,onu kaldırmak için itekleyip sarstığı birkaç dakikayı?.. Avazın çıktığı kadar,tüm vücudun titreyip,parçalanıyor gibi hissedenedek,ciğerlerinde hiç hava kalmayıp,başındaki tüm damarlar kanla dolup,kalp atışlarını kulağında duyana dek,nefesin bittiğinde ölmek istediğin o durumda çığlığından hemen önce ciğerlerini havayla doldururken oluşan sessizlikten bahsediyorum,21. yüzyıldan…Saat dörtte sokaklarda tütün arayan zavallı insanın içinde durduğu iktisadi sessizlikten.Belki politik,etnik yada manevi sessizlikten..Aynı gezegenin,aynı coğrafyasında yaşadığım insanlar,hiçbirzaman çok fazla benzeşmedik belki,Belki anlamaya çalışmaya üşenmek,belki süregelenden sıkılmak,birbirimizi anlamlandırabilmek herzaman zordu,hepimiz farklıyız bunu biliyorum,hiçbirzaman bir hollywood müzikali gibi el ele ve gülücükler içinde tek bir bütünün parçası olamayacağımızıda biliyorum ki bu yönde de bir çabam yok..Beni rahatsız eden;Artık insanları duyamıyorum ve biliyorum ki nedeni,Tüm bu farklılıklar veya gecenin bilmemkaçı olması değil.. Bir örnek teşkil etmesi açısından: Twilight (Bella hanımın gündüz düşleri)
Bana kalırsa o öykünün omurgasıyla,vücudu farklı canlılara ait.Mayer;Kendi ergenlik dönemini,oradaki kafa karışıklığını,vücudundaki ve içindeki değişimin ve kan öğesinin çağrıştırdığı tiksinti(ki bu bile olabildiğince estetik canlanmış yazarın pırıl pırıl zihninde) ve korkuyu,bu koza döneminden sonra önünde açılacak olan yeni seçeneklerin ve deneyimlerin heyecanıyla harmanlamış ve yanılmıyorsam ingiliz akademik edebiyat öğretileriyle. Bu dört kitap bana uzun zamandır gözümün önüne getirmediğim kareler anımsattı.Seksenler ve doksanlarda,orta direk diye nitelendirilen tabakanın,ev hanımlarının yatak odalarında mutlaka bir seri pembe dizi kitabı olurdu,Barbara Cartland yada benzeri aşk romanları.Tutkulu adamların,tutkulu kadınlarla yaşadıkları,haliyle 2x tutkulu aşkları,son derece farklı bir bakış açısından anatomik betimlemeler ve şiirsel bir dille anlatan,2000li yılların aşk mitolojisinin tohumları.O küçük yatakodasına hiçbirzaman girmemiş ve girmeyecek olan,aşk,arzu,ihtiras,vs..Ama eminim ki hiçbirisinin yazarı Caine yada Kabilin(nasıl demek isterseniz),Yeryüzünde doğmuş ilk çocuk olan ve kendi kardeşini öldürerek ilk cinayeti işleyen adamın karanlık öyküsünü bu dille işlemek gibi dahiyane bir fikre kapılamamışlardır.Uzun bir sürgün döneminden sonra,dört büyük melek özrünü kabul etmek üzere tanrı tarafından Caine’e yollanırlar.Caine, özür dilemek yerine,konuyla ilgilenmediğini kibar olmayan bir dille anlatınca haliyle ortam gerilir ve Caine dört melek tarafından kendi temsil ettikleri temalardan mahrum bırakılarak lanetlenir.Örneğin azrail canını almak için hiç gelmeyeceğini söyler.İnsana ilk başta çok kıyak bir teklif gibi görünsede,birkaçyüzyıl sonra çok cansıkıcı bir hale gelebilir.Örneğin Mayer’in öyküsünde güneşe çıkan vampirler elmas gibi ışıldıyorlar,oysa orijinal öyküde,Cebrailin günışığından Caine’i mahrum edişi anlatılır.Mayere göre ise durum şöyle demekki :Cebrail sexi vampirimizi o kadar beğeniyor ki,’’sen güneşe çıktığında,tenin bir mücevher gibi parlasın’’diyor.Erotizmin türüne dikkatinizi çekerim,interracial fakat öyle böyle değil!.Herneyse,Caine gerçekten uzun denilebilecek bir zaman tek takılır ve en sonunda kendine 3 arkadaş edinir,bunlar 2. jenerasyon da denilir ve mit’lerde sıklıkla şu isimlerle geçerler;Yüce ‘Irad’,Bilge ‘Enoch’ ve Güzel ‘Zillah’,Caine den bu üç kişe geçen ve her geçişte biraz daha yoğunluğunu kaybeden bazı özellikleri,onlarda dönüştürdükleri 13 farklı insana taşırlar.Bunlara Antediluvianlar denilir,Gelecekte herbirisi kendi özelliklerini,kendi adlarıyla anılan klanlarına taşırlar.Bu arada bir aile içi ayaklanma sonucu Caine tarafından baskın özellikleri deforme edilmek suretiyle denilebilecek şekilde lanetlenirler,fakat bu çok ama çok uzun bir hikaye.İşte bu klan özellikleri aşırıp,birde birbiriyle karıştırmış olan Mayer’in vampirleri ise bu aralar tüm billboardlarda…’’Anatema bence,bir vampirin insana aşık olması’’dedi yan masadan bir kız.Bu bir insanın,bir tavşana yada ineğe aşık olması kadar doğal,yani beslenme zincirinde senin altında duran,bedensel ve zihinsel kapasitesi senden çok ama çok daha düşük canlıyla arandaki ilişki.. Ana karakterin onlarca yüksekokul diploması var,bu şekilde insan avlayan bir canlı olması hafifletilmiş fakat bukadar engin bir ufka sahip ve zihin okuyabilen bu elit yaratığın neden bir insana aşık olduğunu sorarsanız,neden onun zihnini okuyamaması!!..Adam o kadar biliyor ki,artık bilemediğinin peşine düşmüş!...Daha yüzlerce saçmalık sayabilirim ama önemli olan bunlar değil,önemli olan insanların özelliklede genç yaşta olanların bu aralar,Bella nın bakire zihni yada Vampir çocuğun 24 saat buram buram erotizm kokması gibi yapay döllenmiş fikirlerle dolu olması.Yazılmış olan hiçbirşeye karşı bir tepkim yok,tabi zaten var olanı zedelemediği sürece.Neyse,Mayer sayesinde,kitap cover lamak diye bir eylemde etimoloji sözlüğünde yerini almıştır umarım. Şu yanındaki adamın horlamasına aldırmaksızın,bir eliyle uzandığı yerden kitabını tutan ve diğer elinin tırnaklarını yerken hararetle okuyan,okudukça içindeki o hiç dolmayacak boşluğu ısıtmaya çalışan ve bu halini ölesiye kabullenmiş kadını görüyormusun? Onun torunu şimdi bilmemne üniversitesinin,bilmemne bölümünde okuyor,onun hiçbirzaman öğrenemeyeceği şeyler biliyor,bir sosyal hayatı,seçme ve seçilme özgürlüğünün bilincinde bir aklı var ve binlerce seçeneği…. Ve onunla aynı kitapları okuyor..

thesoap   25 Kasım 2009 16:37  

Masa saatinin üzerinde rakamlar var: 16:12

…Mutlu olmayı kim istemezki?’’ dedi,yüzünde ‘’saçmalama lütfen!!’’in ortasına yerleştirilmiş bir sürü diş var..Başını sağa sola sallayıp,her insanın mutlu olmayı istemesini mantıklı bulmayışımı şiddetle kınıyor ve elindeki tüm mimikleri kullanıyor..Sanırım bana vücut diliyle bağırıyor…. ‘’Kendi salgıladığın endorfin,dopamin yada benzeri bir madde bağımlısı olmanın,bunları dışarıdan temin etmekle ne farkı var?Ayrıca bu gezegendeki maddi – manevi birçok hakkın,yani senin payına düşen,çoktan parsellendiği için, ‘ihtiyaç’ listen de her geçengün kabarıyor.Senin ihtiyaç duyduğun her kavrama sahip olman demek,büyük ihtimalle bir diğerinin olamaması demek.Ne diyorsun?..Bir göl evim olsun,kendimce yaşayıp giderim mi?...Komik! O zaman insan deyip,övüp durduğun bu türün ne farkı var bir balıktan yada bir ayıdan?.Seni tanırım,insanoğlunun doğaya hükmettiğini düşünebilecek kadar saçma yanılgıların vardır.Bu mu aradığın huzur?Kütüphanende tüm gün birşeyler yazıp bazen de müziklemi uğraşacaksın??..Bu daha saçma! Tanrıya inandığını söyleyen bir insanın,bu gezegenden su içmesi bile tuhaf geliyor bana..Kaldı ki madem misafirsin,burada bir şey bırakmana gerek yok,hemen ayrıl derim..Neden bunu inkar ediyorsun..21.yüzyıl.Senin yüzyılın kurnaz tilki!...…Mutlu olmaktan kastettiğimiz,hazdır..Bu yüzyıl insanı,bilgiyi en üst mertebe kabul ettiği için kendisini bilmekle hükümlü hisseder,ama nedense yapmak’la değil!..Sözünü ettiğin huzur ve mutluluk haline her birey ulaşsaydı bilgelik en hayvani olan la kıyaslanıp betimlenmeyecekmiydiİ?.Yani bu elbisenin iki tarafıda aynı ve giyilebilir,iki yüzüne farklı isim verip bir yüzünü doğru kılan sensin,tabi diğerinide yanlış.Bir hayvan,arzuladığı şeyi elde ettiğinde mutludur ve mutluluğunun sürekliliğini sorgulamıyor olması sağlar..ve sen bana diyorsun ki ,’’biraz daha mutlu olmaya çalışmalısın’’ ..Ben sadece gerçekle beslenmeyi uygun buluyorum,mutluluğu yada hüznü gerçek getirmeli ve o şekilde kabul edilmeli..Sen ise beni ‘gerçekten’ uzak buluyorsun..Anlamadığım şu ki;Nasıl oluyorda mutlu olmaktan senin kastettiğin olgunun son derece mazohist ve incitmesi en zor kişininde kendiniz olduğu kabul edilirse,bir o kadar da sadist bir saplantı,hayatındaki tüm gerçekleri ona doğru yönlendirdiğin,hastalıklı bir hayal dünyası olduğuna hiç ihtimal vermiyorsun?..
Tamamlanmak için yaşıyorsun,artmak için değil!.’’

/ Her nekadar okulunda ona bir duvar takliti yapmayı öğretmişlersede son cümlede birkaç yerinden çatladığını duydum.Hala aynı ifadesizlikteki ısrarıyla iki gözümün ortasına bakmaya çalışıyor.Odaya girdiğim andan bu yana göz hapsine aldığı ellerimi bir milimetre bile hareket ettirmedim,oysa önümdeki küçük sehpaya,dergi,kalemler, içinde,renkli cam bilyeler dolu, küçük camdan bir yarımküre,yani onunla konuşurken elime alıp,ardına gizlenmem beklenen,ıvır zıvır konmuş.. Daha teknik bir dille gelen,küçük yorumlardan anlaşılıyor ki dikkatini çektim.Doktorlarda daha sık görülen,basit bir rahatsızlık.Sıklıkla iş hayatında biryerlere gelmiş yada başarılı bir akademik kariyeri olan insanlarda görülür..Kendi eylem ve düşüncelerini o kadar özgül bulurlar ki,bir başkasının aynı bilgiyi(özellikle kendi öğrenim yada çalışma alanlarına dair) edinmiş olabilmesi ihtimali bile onları şaşırtmaya yeter.Şaşırdığını ve etkilendiğini belli ettikleri mimiklerle size içlerinden şöyle derler ‘’vaay..benim haricimdeki tüm insanların aptal olduğunu biliyorum ama sen daha az aptalmışsın.Aferin ..’’Bunu bir psikologla konuşurken,psikanaliz,obsesif-kompulsif yada borderline gibi terimler kullandığınızda görürsünüz,bir doktorla konuşurken sırtınızdaki kaslardan birkaçının ismini latince söylediğinizde yada bir politika öğrencisine,liberaller ve evrim teorisyeni Darwin arasındaki tarihi,fiziksel bağı herzaman bi parça ironik bulduğunuzu söylediğinizde..

…Adaptasyonunuz hızlıysa,insanların davranışlarınızda bulduğu o karmaşık hal,bir anda Coriolis kuvveti kadar doğal bir devinime dönüşecek,içlerindeki sıkışmış hava geniş ve sizin kontrolünüzdeki ağızdan boşalırken,ehlileşeceklerdir.Unutmamak gerekir ki bu hava,kendini savunmak adına stoklanmış fakat karşısındakine amaçsızca vurulacak darbeyi besleyen havadır.( Haklı sözler,sahibini ukala değil,farkında bir insan yapar diye düşünüyorum,genellikle üçüncü paragrafa geçtiğimde,o ‘ farklı olan,özel insanlar ki sayıları dünya nüfusu kadar..Bayılırlar amerikan sinemasından yamanmış gülümsemeler yada yine aynı sektörün sulandırılmış versiyonu şu dizilerden aşırdıkları pozlarla herkesi ve herşeyi ukalaca bulmaya.Bu nasıl bir ukalalıktır?.Bu ‘asıl’ ukalalıktır.Tüm kutsal kitapların da önsözüdür neredeyse..Kibirden ve zararlarından bunca söz eden yazımların,bir insanın getirip ‘’bunlar tanrıdan geldi,kendisi yazmış’’dediği sayfalardan oluşuyor olması,ironi kelimesinin kapladığı coğrafyanın sınırını bir hayli aşar..Bilge insanla kibirli insan arasındaki tek fark,birisinin gülümsüyor olmasımıdır?)..Bu sıkışmış havayla beslenen mekanizma;Nedense selamlaşmanın sözlü-sözsüz,binlerce yolunu icat etmeye üşenmemiş insan oğlunun,bir hayvanın bile basit içgüdüleri sayesinde içine düşmeyeceği kadar sığ bir hissiyatla,sözde tanımaya çalıştığı bireye kibarca,’’bak ben buraya kadar işeyebiliyorum,beni geçebilirmisin?’’ deme tarzıdır.Yine kariyer heveslisi bireylerde ve tek tanrılı dinlerin mensuplarında sıkça rastlanır..Peki inanmayan yada muhafazakar bir kafa yapısına sahip olmayan insanlarda hiç mi görülmez:::..Dürüst olalım!..Boka batmış birkaç milyar insan,birbirlerine güzel çiçekler gibi koktuklarını söyleselerde,bok kokarlar..Sözkonusu insan sayısı,gerçeği değiştirmez.Doğrudan demokrasiden,günümüz,dolaylı demokrasisine geçtiği günden bu yana insanlarda bir matematik fetişizmi gelişmiş,ki hiç anlam verilecek gibi değil..Güzel bir hikaye yazan dahi çocuk diye bir haber yoktur ama dakikada bilmemkaçbin kelime okuyan dahi çocuk vardır.Mihrabı birkaç notaya,yada narin bir ezgiye dayalı asya ezgilerinde,ritm e tutsak kalmayan,çizgisel değil,döngüsel sesler vardır, kendi halindedir.Oysa barok melodiler yada romantizm akımını savunan bir bestecinin sonatlarında duygunun ve matematiğin(ki bu tamamen ikisini birbirinden ayırmak içindir) nasılda göklere çıktığını anlatır müzik tarihi.Doğrudur..!!Kimin kıçına roket taksam,gökyüzüne uçmazmı ?...Kıçına roket takılmış şarkıları,kendi kanatları olan şarkılardan daha sık duyuyorum artık..Tamamı, her insanın bu gezegende yaşaması için zorunlu olarak doğadan bedavaya öğrendiği,görsel matematiği,inkar edebilecekleri kadar onlardan sıyırıp atmak için ve onu hem tüm duygulara bulaşabileceği,hemde herşeyden ayrı durması gereken yere oturtma çabası…/

‘’Ya henüz tamamlanmamışsak’’dedi. ‘’Biz?!’’ diye sordum..
‘’Hepimiz’’dedi,’’insanlar!’’ Gerçeklerin avcısı,zeki ve olgun insanın bu kelimesiyle kahvem bitti!..’’Tüm insanların içinde aynı öz’ün olduğunu düşünüyorsun değilmi?’’dedim..Karşılıklı içimizden söverek birbirimize gülümsedik.O benim en iyi dostum.Bir zamanlar sadece birimizin bu bedenle devam edebileceğini,hepimizin isteklerininde aynı anda karşılanamayacak kadar birbirinden uzak olduğunu farkettiğimizde aramızda çıkan kavgadan geriye sadece ikimiz kaldık.Bana kapıya kadar eşlik etmek için ayağa kalktı,Kravatını düzeltirken gözucuyla bir zamanlar onun evi olan bedenimi süzdü..Onun zamanlarında dış cephesi,lacivert veya siyah kumaş kaplı,bakımlı ve ciddi bir görünümü olan ben’i… Sırıtarak: ‘’Biliyormusun;şuanki mesleğin birzamanlar ikimizinde ortak olan hayaliydi ve senin bu mesleği seçme sebebinle benim ondan vazgeçme sebebim aynı..’’dedim. Bu sefer çok kızmış olacak ki,küfreder gibi bir tonlamayla ‘hoşça kal ‘’ dedi..Farketmez..Hoşçakalın birkaçbin versiyonunu biliyorum zaten…Eve dönüp uyudum.

Hayatımın 11.279’uncu günü…
270.678 inci saatimi dolduruyorum,tabi ‘artık’ yılları ve şu anı tam olarak hesapladığınızda…Yani buna zaman ayırdığınızda..Bir başka deyişle;bukadar boktan bir mevzuya ayıracak bir zaman dilimini kesip pay edebilecek kudreti yada cüreti gizliden gizliye kendinizde bulduğunuzda..Sizbunları yaparken arkanızdan boynunda asılı duran, karşılaşabileceğiniz en beyaz renkteki müzik cihazından ‘Lux Aeterna’yı dinleyip,üzerine tam olan,sanki onun için üretilmiş(muhtemelen mavinin açık bir tonu)pahalı eşofmanının içinde nizami ve steril bir şekilde terleyerek,bireysel boşaltım haklarını medeni bir şekilde gerçekleştiren,yüzü ,ciddi ve sevecen arasında biryerlerde sıkışıp kalmış.Hiç sigara dokunmamış dudaklarının arkasında,müzik cihazıyla aynı kemik beyazı sağlıklı dişleri..’’Hey’’ diyor,nerede güleceğini bilen ağzı ’’Bakın’’diyor ‘’Çok çalışıp buralara geldim,Birileri için o kadar çok elma topluyorum ki,bana hergün elma veriyorlar’’….yada böyle bir şey..işte o adamın adı bilmem kaç bin,bilmem kaçıncı gün..ve bu beni inanın hiç mi hiç ilgilendirmiyor…. Gözlerini kapat,nerede olmak istediğini düşün,seni neyin mutlu edeceğini..gözlerini aç,ne gördüğünü söyle…kaç insan gözlerini kapatıp – açtığında aynı şeyi görmeye devam eder?Madrid’te bir akşamüstü aylaklık yaparken,bir akordeon ezgisi dinlemek istersen..işte bu aynıdır..ama burada,bu şehirde,az önce uyanmış,başlat menüsünden hesap makinesine girmiş,birkaçdakika sonrada kendi kendine ‘’mmm,düşündüğümden azmış’’demişsen,etrafındaki alacakaranlığın,gündoğumumu yoksa günbatımımı olduğunda,bir anda olsa tereddüt edebilecek kadar talihsiz bir çiftgözü;Herneyle uğraşıyorsa ara verip biraz gökyüzüne kaldırılmış bir başta kapattığında,Si minör bir dvorak çellosu duymak istiyorsan,yada bilmem kaç yüzbininci saatini maldivlerde,üstüne basa basa harcamak istiyorsan(ki zamanı harcamak ta nasıl sosyo ekonomik bir terimdir;neyi,nasıl kazandın ki harcıyorsun..)işte bu her göz kırpışında iki farklı dünya arasında milyarlarca kez durmadan yapılan bir yolculuğun jet-lag’ıdır… Küçükken bulduğum bir oyun var,herhangi birşeye,bir eşyaya gözlerimi kısıp sadece onu görmeye çalışarak bir süre bakarım...Etrafındaki hiçbirşeye takılmayacak kadar toparlarım ilgimin eteklerini.Sonra olmak istediğim yerde ve zamanda,aynı cisme bakıyor olduğumu düşünürüm.Gözlerimi tekrar yavaş yavaş açtığımda ,o eşyayı ve beni saran en arzuladığım zaman ve mekanı göreceğimi bilerek…Fizik dünyada pekte başarılı sonuç vermeyen bir girişim,ama o birkaç saniye için hala tekar ederim,sanırım bu hayalini kurduğum kendi isteklerimin uzaklığını içten içe bilmeme karşı onu görmeye çalışmaktan ziyade elimde olana karşı hoşnutsuzluğumu dışa vurmak için onu görmezden gelme çabam.Gözlerimi kıstığım şey benim ’şu an’ ım…
270.679… On dakika önce uyuyan bir adamken,on dakika sonra,uyanıp matematikle uğraşmış,eşofmanıyla joggin’ yapan bir adamı hayal etmiş,tüm bunları yaparken periyodik aralıklarla,şu anınadan hayıflanmış ve bunları not almış bir adamım.Buzdolabının ışığınada bir duş alıp uyumayı kazanacak kadar saçmalamış..Uyku….Gözlerimi kapattığım şey benim ‘şu an’ ım… Cep telefonunun ekranında rakamlar var: 04:08

thesoap   23 Kasım 2009 16:20  

keojehn   05 Kasım 2008 10:56  

all night delta

keojehn   05 Kasım 2008 10:56  

HoBo Man..! :D

thesoap   07 Kasım 2008 05:40  

Profil resmindeki beyaz tavşanı katletmiş alice resmi nedeni ile < hanımefendi sanıldığım gerçeğine nail olmuş bulunmaktayım.iZNİNİZLE PROFİLE sik GİBİ Bİ FOTOMU KOYARAK YOLA DEVAM ETMEK İSTİYORUM.'sENİN SURATIN sik GİBİ LA ZATEN' NİDALARINI DUYUYOR,ALDIRMIYORUM...kUTUMDA MAVİ VAR HİSSEDİYORUM...

thesoap   03 Kasım 2008 10:20  

,Yerli malı haftasında okula avakado getirip,onuda kimse görmesin diye tuvalette yiyen velet zihniyetindeki 1kaç sümüklü kız çocuğunun ıq ları çapındaki(ki tek haneli bir rakama tekabül ediyor) seviyesiz serzenişlerinden bıkıp.kendisine ait olmayan!! herbir etiketi tek tek silmek.

thesoap   31 Ekim 2008 11:02  

yalan söylüyor!!!

keojehn   08 Ekim 2008 00:58  

Yalan da söylerim.dedim ya tam bir bok um ben.

thesoap   31 Ekim 2008 12:03  

BLOG thesoap rss kaynağı

adresi: http://thesoap.sosyomat.com/blog

müzik kukusu

...

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. müzik

    müzik

    6340 üyesi var. üyelik serbest.
  2. YIGITOZGUR

    YIGITOZGUR

    4463 üyesi var. üyelik serbest.
  3. Metal

    Metal

    4054 üyesi var. üyelik serbest.
  4. kedi sevenler

    kedi sevenler

    3654 üyesi var. üyelik serbest.
  5. taksim

    taksim

    3004 üyesi var. üyelik serbest.
  6. düşünce çöplüğü

    düşünce çöplüğü

    2956 üyesi var. üyelik serbest.
  7. vasıflı deliler

    vasıflı deliler

    2865 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  8. psikolojiksorunlular

    psikolojiksorunlular

    2741 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  9. kahve

    kahve

    2698 üyesi var. üyelik serbest.
  10. HELP FOR CHILDREN

    HELP FOR CHILDREN

    2505 üyesi var. üyelik serbest.

1 2 3 4


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ

ARKADAŞLARININ EKLEDİKLERİ


pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage